İslamiyetin Doğuşu Sırasında Arap Yarımadası

İslamiyet’in Doğuşu Sırasında Arap Yarımadası: 

Arap yarımadası Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişme noktasını teşkil eden Güneybatı Asya’nın güney kısmında yer alır.  Etrafı çöllerle kaplı olan Arap Yarımadası Necide, Hicaz ve Yemen olarak üç bölgeye ayrılmıştır.  Bu bölgelerin coğrafi durumlarına göre temel geçim kaynaklarını hayvancılık, tarım ve ticaret oluşturmuştur. Çöllerde göçebe bir yaşam süren bedeviler hayvancılıkla uğraşırken, köy kasaba ve şehirlerde yerleşik hayat süren kesimler ise tarım ve ticaretle uğraşmışlardır.

Cahiliye dönemi olarak belirtilen İslamiyet öncesi Arap toplumdan genel inanış putperestlikti. Birçok putun olduğu toplumda kutsal sayılan pıtların bazıları Kâbe’de yer alırdı. Putperestliğin yanı sıra toplumda Hz. İbrahim dinine inanan Hanifler, Hristiyanlar ve Musevilerde yer alırdı.

Putperestlik inancını benimseyen Araplar putların yer aldığı Kâbe’yi dini merkez olarak kabul etmiştir. Kureyş kabilesi tarafından yönetilen Mekke’de bu doğrultuda haram aylarda panayırlar kurulmuş ve her bölgeden gelen tüccarlar ticari faaliyetlerde bulunarak bölgenin iktisadi olarak kalkınmasını sağlamıştır. Bu panayırlarda ayrıca kültürel ve sosyal faaliyetlerde gerçekleştirilmiştir.

İslamiyet öncesi kabilelerden meydana gelen Arabistan’da siyasi birlik olmamıştır. Kabilelerin başında aynı kan bağından gelen “şeyh” ünvanlı kişiler yer almıştır. Sınır problemleri ve kan davaları sebebi ile kabileler arasında “Ficar Savaşları” olarak bilinen mücadeleler gerçekleşmiştir. Bu savaşlara haram aylar olarak belirtilen Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarında ara verilmiştir.

İslamiyet öncesi Arabistan’da toplum hürler, esirler ve mevaliler olmak üzere üç sosyal sınıfa ayrılmıştır. Toplumsal statünün en üstünde yer alan hürler tüm haklara sahiptir. Hürlerden sonra gelen ve toplumda hiçbir hakka sahip olmayan ve ekseriyetle savaşlarda ele geçirilen esirler efendisinin isteği doğrultusunda eşya gibi alınıp satılabilir, istediği şekilde çalıştırabilirdi. Efendisi tarafından özgür bırakılan kölelerin oluşturduğu  Mevaliler  efendisinin kabilesine kabul edilse de hürler sınıfında yer alma hakkına sahip değillerdi.

Gelenek ve göreneklere göre düzenlenen toplumsal kurallara uyulmaması durumunda ilgili kişiler kabileden atılarak toplumdan dışlanırdı. Toplumda önde gelen kabilelere mensup olanlar hariç diğer kadınlar ikinci sınıf görülerek birçok haktan yoksun bırakılmıştır.


Yasal Uyarı: Yayınlanan yazıların/içeriklerin tüm hakları “tarihbilgini.com” aittir.  Kaynak gösterilmeden  yazının/içeriğin tamamı yada bir kısmı kullanılamaz.

Daha Fazla Göster
Göz Atın
Kapalı
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.