TYT/AYT

Beylikten Devlete Osmanlı

  Osmanlı Beyliğinin Kuruluşu

Kısa sürede büyük bir güç haline gelerek üç kıtada hâkimiyet sağlayan Osmanlı Devleti’nin kuruluş süreci kaynak yetersizliği sebebi ile yeterince aydınlatılmamıştır. Bu doğrultuda kurucuların menşei, hangi boya mensup olduğu,  beyliğin ne zaman kurulduğu vb. birçok konunun netliğe kavuşabilmesi amacıyla tarihçiler tarafından çeşitli görüşler belirtilmiştir.

  1.Menşei Meselesi

Ertuğrul Bey’in babasının Gündüz Alp ve Süleyman Şah olduğu şeklinde iki görüş vardır. Tarihçilerin ekseriyeti Gündüz Alp olduğunu belirtmiştir. Bu tezi destekler nitelikteki argüman ise Ertuğrul Gazi’nin oğullarından bir tanesinin adının Gündüz Alp olmasıdır. Süleyman Şah’ın ise Türkiye Selçuklu hükümdarı Kutalmışoğlu Süleyman Şah olduğu Osmanlıların, Anadolu beylikleri üzerindeki üstünlüğünü vurgulamak amacıyla kronik yazarlarınca özellikle gündeme getirildiği belirtilmiştir.

  • Osmanlı Beyliği’nin kuruluşu ile ilgili en eski kaynak Ahmedî’nin “İskendernâme” adlı eseridir.

 2.Boy Meselesi

Tarihçilerin ekseriyetine göre Osmanlı Devleti Oğuzların Günhan soyunun Bozok kolunun Kayı boyuna mensuptur. Halil İnalcık bu görüşe aykırı olarak Osmanlıların Kayı boyuna mensubiyetini kabul etmemiştir. İnalcık’a göre Kayı tezi II. Murad zamanında Timur ve oğullarına karşı Osmanlı hanedanını yüceltmek için ortaya atılmış bir teoriden ibarettir.

  • Kuruluşu süreci hakkında bilgi veren ilk Osmanlı kroniklerinde olan Âşıkpaşazade bu bilgileri Yahşi Fakih’ten aldığını belirtmiştir.

 3.Ne Zaman Kurulduğu Meselesi

Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihi ile ilgili olarak yakın zamana kadar “1299” tarihi kabul edilirken günümüzde ise farklı tarihlere yönelik görüşler söz konusu olmuştur. Son olarak Halil İnalcık Koyunhisar savaşının gerçekleştiği 27 Temmuz 1302 tarihini Osmanlı Devleti’nin kesin kuruluş tarihi olarak belirtmiştir.  İnalcığa göre; Osman Bey kazandığı zaferle şöhreti her tarafa yayılmış ve bölgedeki gaziler onun bayrağı altına girmiştir. Bu doğrultuda hanedanlık karizması sağlanmış ve kendisinden sonra oğlu Orhan tartışmasız şekilde tahta çıkmıştır.

Kuruluş ile İlgili Görüşler

Osmanlılıların Anadolu’ya geliş tarihi ile ilgili kaynaklarda belirsizlik söz konusu iken, geliş serüvenleri ise Âşıkpaşazade ve Neşri gibi kaynaklarda yer almıştır. Fakat bu kaynakların kuruluştan çok sonraki zamanlarda kaleme alınması vermiş olduğu bilgilerin tartışılmasına sebep olmuştur. Bu sebeple kuruluş ile ilgili çalışmalar yapan Paul Wittek, Mehmet Fuat Köprülü ve Halil İnalcık gibi tarihçiler mevcut kronikler ve çağdaş kaynakları inceleyerek devletin kuruluşuna etki eden, gelişmesini sağlayan vb. faktörler ile ilgili çeşitli tezler öne sürmüştür.

  • İlk  Osmanlı kronikleri arasında yer alan Aşıkpaşazade’nin 1484’te Neşrinin ise 1492’ de eserini bitirdikleri tahmin edilmektedir.

Paul Wittek: Osmanlı Devleti’ni tarih sahnesine çıkaran dinamik gazâdır. “Gaza” ideolojisi çerçevesinde Ertuğrul Gazi, Osman Bey, Orhan Bey Türkmenleri kendi tarafına çekerek Rumeli’deki fetihler ile geniş bir alana yayılmıştır.

Halil İnalcık: Osmanlı Devleti Moğol hâkimiyetine girmeyen Türkmenlerin göçlerine bağlı oluşan nüfusu Gaza ideolojisi ile iyi yönlendirilerek kurulmuştur. Fakat Devletin kuruluşunu tamamen gazaya bağlamak doğru değildir.

Fuad Köprülü: Osmanlıların teşekkülündeki en önemli etken, XIII. ve XIV. yüzyıldaki Anadolu coğrafyasının sosyokültürel durumu ve bilhassa Müslüman- Türk nüfusun içinde barındırdığı dinî-meslekî zümreler ve bunların mayaladığı kültürel ortamdır.

⇒ Osmanlı Devletinin kuruluşu ile ilgili ortaya atılan farklı görüşler tarihi bilgilerin yeni kaynaklar vasıtası ile veya mevcut kaynakların yeniden değerlendirilip yorumlanması ile değişkenlik gösterebileceğini ortaya koymaktadır.


Osman Bey Dönemi (1281-1326)

Ertuğrul Gazinin vefat etmesi Kayıların başına geçen Osman Bey geçmiştir. Bu dönemde geçmişte izlenilen barışçıl siyaseti değiştirilmiş ve yeni politika doğrultusunda fetihler sistematik bir şekilde cihat ve gaza anlayışı ile Bizans’a doğru yapılmıştır. Bizans’ın içerisinde bulunduğu siyasi otorite yoksunluğu ise bu durumu kolaylaştırmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak Karacahisar fethedilerek beyliğin merkezi yapılmıştır. Dursun Fakih bölgeye kadı tayin edilerek Osman Gazi adına ilk hutbeyi okumuş ve bölgedeki halktan ilk kez pazar vergisi (Bac)  alınmıştır. Fetih hareketlerine devam edilerek Yarhisar, Bilecik ve İnegöl hâkimiyet altına alınarak beyliğin yeni merkezi Bilecik yapılmıştır.

Koyunhisar Savaşı (27 Temmuz 1302)

Osman Bey’in sınırlarını Bizans’a doğru genişletmesi ve İznik’i kuşatması üzerine  bu ilerleyişi durdurmak isteyen Bizans tekfurları ile Osman Bey arasında Koyunhisar ’da (Bafeus) yapılan savaşı Osman Bey kazanmıştır. Savaşla birlikte Osmanlıların İzmit’e ilerleyişi hız kazanmış, Bizans’ın Marmara’nın güneyindeki egemenliği tehlike altına girerek Bursa kuşatılmıştır.

  • Bizans ile yapılan ilk savaştır.
  • Bizans tarihçisi Pachimeres Koyunhisar (Bafeus) savaşı ile Osman Gazi’den bahseden ilk tarihçidir.
  • Halil İnalcık Koyunhisar Savaşını Osmanlı Devletinin kuruluş tarihi olarak belirtmiştir.

Mudanya’nın Fethi (1321)

Koyunhisar zaferinden sonra Bursa kuşatılmış, rahatsızlığı sebebi ile kuşatmaya katılamayan Osman Bey’in komuta kademesini verdiği oğlu Orhan Bey tarafından Bursa-İstanbul irtibatının kesilmesi için bölge  fethedilmiştir.


Orhan Bey Dönemi (1326-1362)

Bursa’nın Fethi (6 Nisan 1326)

Osman Bey’in döneminden itibaren uzun süredir kuşatılan Bursa Tekfuru Bizans tarafından gerekli yardımın gönderilememesi üzerine yaptığı anlaşma ile şehri Osmanlı Devletine teslim etmiştir.

  • Bursa Osmanlı Devletinin başkenti yapılmıştır.
  • Fetih sonrası Osman Gazi vefat etmiş naaşı vasiyeti üzerine Bursa’ya defnedilmiştir.

Palenkanon Savaşı (1329)

Bursa’nın fethinden sonra İznik’e yönelen Osmanlı Devleti’nin ilerleyişini engellemek isteyen Bizans İmparatoru III. Adronikos kaybedilen toprakları geri almak ve kuşatma halindeki İznik’i kurtarmak amacı ile harekete geçmiştir. İki kuvvet arasında Maltepe mevkiinde yapılan savaşı Osmanlı Devleti kazanmış, zaferle birlikte İznik  (1331) ve İzmit (1337) fethedilmiştir. Yapılan fetihler birlikte Kocaeli yarımadasında hâkimiyet sağlamıştır.

Karesioğulları Beyliğinin İlhakı (1345)

Karesi Bey’in vefatı ile oğulları arasında yaşanan taht mücadelesinden yararlanan Orhan Bey beyliği hakimiyet altına almıştır. Bu doğrultuda  Hacı İlbey, Ece Halil, Evrenos Bey gibi denizcilik alanında önemli komutanlar Osmanlı hizmetine girmiş komutanların denizcilik tecrübelerinden faydalanılarak Rumeli’deki fetih hareketleri hız kazanmıştır.

  • Anadolu Türk birliğini sağlama yolunda hâkimiyet altına alınan ilk beyliktir.

Çimpe Kalesinin Fethi (1352)

Orhan Bey’in Bizans’taki taht mücadelesinde Kantakuzen’e  destek vermesi ve Sırplar’a karşı Bizans’a yardımcı kuvvetler göndermesine karşılık olarak  İmparator  tarafından Orhan Bey’e Rumeli bölgesindeki Çimpe kalesini askeri müdahaleler için üs olarak kullanmasına izin vermiştir. Orhan Gazi oğlu Süleyman Paşa ve kuvvetlerini Çimpe Kalesi ’ne yerleştirmiş,  Süleyma Paşa liderliğinde; Malkara, Bolayır ve Tekirdağ’a kadar olan bölgeler  ele geçirilmiştir.

  • Osmanlı Devletinin Rumeli’deki ilk toprağıdır
  • Balkanlara yapılacak seferler üs olarak kullanılmıştır.

Şehzade Halil’in Kaçırılması (1359) 

Orhan Gazi’nin oğlu İzmit körfezinde kayıkla gezerken Ceneviz korsanları tarafından kaçırılmış, araya Bizans İmparatorunun girmesi ile 100.000 altın fidye karşılığında serbest bırakılmıştır.


I. Murad Dönemi (1362-1389)

Edirne’nin Fethedilmesi (1363)

I.Murad’ın görevlendirdiği Lala Şahin Paşa komutasında Osmanlı kuvvetleri Sazlıdere mevkiinde yapılan savaşta Bizans kuvvetlerini mağlup etmiştir.  Alınan mağlubiyet üzerine Edirne kaçması ile şehir Osmanlı Devletine teslim olmuştur.

  • Osmanlı Devletinin yeni başkenti Edirne yapılmıştır.

Sırp Sındığı Savaşı (1364)

Edirne’nin fethedilmesi ile Sırp, Macar Bulgar ve Eflak devletlerinden oluşan Haçlı İttifakı’nın Osmanlı Devleti’ni Balkanlardan atmak için başlatmış oldukları harekâttır. Sayıca fazla olan haçlı birliği Hacı İlbey komutasındaki Osmanlı akıncı birliğinin ani baskını sonucu bozguna uğratılmış, Balkanlardaki ilerleyiş hız kazanarak Edirne üzerindeki hâkimiyet güçlenmiştir.

  • Haçlılar arasında yapılan ilk savaştır.

Çirmen Savaşı (1371)

Sırpsındığı bozgunun intikamını almak isteyen Sırplar ile Osmanlı kuvvetlerinin karşı karşıya geldiği savaş Osmanlı Devleti’nin galibiyeti ile sonuçlanmıştır. Zaferle birlikte Makedonya üzerine yapılacak fetihlerin önü açılmış  Sırplar Osmanlı Devleti’nin Rumeli’deki üstünlüğü kabul etmiştir.

Anadolu Siyasi Birliğini Sağlama Faaliyetleri

I.Murad, oğlu Yıldırım Bayezid ile Germiyan Beyi’nin kızını evlendirmiş çeyiz olarak beylikten Kütahya, Simav, Tavşanlı, Emet Tavşanlı topraklarını almıştır. Hamitoğulları’ndan ise 80.000 altın karşılığı Akşehir, Beyşehir, Seydişehir, Yalvaç ve Karaağaç topraklarını satın alınmıştır

I.Kosova Savaşı (9 Ağustos 1389)

Osmanlı öncü birliklerinin Ploşnikte mağlup edilmesi ile ümitlenen Haçlılar Türkleri balkanlardan atmak için Sırp Kralı Lazar öncülüğünde oluşturdukları ittifakla saldırıya geçmiştir. Kosova sahrasında yapılan savaşta Sultan Murad liderliğindeki Osmanlı kuvvetleri tarafından Haçlılar bozguna uğratılmıştır.

  • Balkanlarda Osmanlı Devleti’ne karşı koyacak bir güç kalmayarak Tuna’ya kadar olan bölgeler hâkimiyet altına alınmıştır.
  • Sırplar tarafından Osmanlı Devleti’nin üstünlüğü kabul edilmiştir.
  • Savaşta ilk defa Anadolu Beylikleri, Haçlılara karşı Osmanlı Devleti’ne yardım etmesi ile Anadolu siyasi birliğinin sağlanması açısından önemli bir adım atılmıştır.
  • Sesinden faydalanarak düşmanın korkutulması amaçlı ilk kez top kullanılmıştır.
  • Sultan I. Murad’ın savaş meydanını gezerken yanına yaklaşan Sırp Miloş Obilic tarafından hançerle vurularak öldürülmüştür.
  • Savaş sahasında şehit edilen ilk ve tek Osmanlı padişahıdır.

Yıldırım Bayezid Dönemi (1389-1402)

Merkeziyetçi Devlet Kurma Çalışmaları

Murad’ın savaş sırasında ölmesi ile oğlu Yıldırım Bayezid yeni padişah olmuştur. Bu süreçte Padişahlık değişikliğinden istifade etmek isteyen Anadolu Beylikleri, Osmanlı topraklarına saldırması üzerine Batı Anadolu seferine çıkan Sultan Bayezid Aydınoğulları, Saruhanoğulları, Menteşeoğulları, Candaroğulları ve Eretna beyliğini hâkimiyet altına almıştır. Karamanoğulları üzerine yapılan seferle de Karaman Beyi’nin af dilmesi üzerine Çarşamba suyu sınır kabul edilerek karşılıklı anlaşma yapılmıştır. Kuruluş sürecinde Anadolu beylikleri ile ilişkiler ise ılımlı tutulmaya çalışılmış ve zorunlu olunmadıkça mücadeleden kaçınılmıştır. Fakat Yıldırım Bayezid döneminde bu politika terk edilmiş merkezi devlet kurma düşüncesi bağlamında; Kütahya merkezli Anadolu Eyaleti oluşturulmuş Beylerbeyliğine de Kara Timurtaş getirilmiştir. Fethedilen beylik topraklarına şehzadeler veya merkezden valiler atanmıştır.

İstanbul’un Muhasarası 

Bizans’ın bulduğu her fırsatta Osmanlı Devleti aleyhinde politikalar yürütmesi ( Şehzadeleri kışkırtması veya himaye etmesi, Haçlılar ile ittifak yapması ve Anadolu Beyliklerini kışkırtması) sebebi ile İstanbul Yıldırım Bayezid döneminde karadan ve denizden olmak üzere çeşitli kez muhasara edilmiştir.  Bu kuşatmalar Haçlıların Niğbolu önlerine gelmesi (1396) ve Timur tehlikesi nedeniyle kaldırılmak zorunda kalınmıştır. Bu süreçte ise Bizans imparatoru ile antlaşma yapılmıştır.

  1. İstanbul’da bir Türk Mahallesi kurulacak ve cami inşa edilecek.
  2. Türklerin davalarına bakabilmek amacıyla kadı tayin edilecek.
  3. Silivri’ye kadar olan yerler Osmanlı Devleti’ne bırakılacaktır.
  4. Bizans her yıl Osmanlı Devletine vergi verecektir.⇒
  • Bizans’a gelebilecek yardımları engellemek amacı ile Güzelcehisar (Anadolu Hisarı) inşa edilmiştir.
  •  İstanbul’u kuşatan ilk padişahtır.

Niğbolu Zaferi (23 Eylül 1396)

Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki hâkimiyeti, sınırlarını Macaristan’a kadar genişletmesi ve İstanbul’u kuşatması üzerine Macar Kralı ve Papanın öncülüğünde haçlı ittifakı oluşturulmuştur. Haçlıların Niğbolu’ya gelmesi üzerine İstanbul kuşatmasını kaldıran Yıldırım Bayezid süratle bölgeye gelmiştir. Niğbolu’da yapılan savaşta Osmanlı kuvvetleri tarafından haçlılar bozguna uğratılmıştır. Zaferle birlikte Bulgar Krallığına son verilmiş,  Macarlar etkisiz hale getirilmiş ve Balkanlar üzerinde süren Osmanlı hâkimiyeti artarak devam etmiştir.

Abbasi Halifesi I. Mütevekkil, Yıldırım Bayezid’e “Sultanı İklimi Rum” unvanını vermiştir. Bu unvanla birlikte padişahın Türk ve İslam dünyası üzerindeki saygınlığı artmıştır.

Ankara Savaşı (20 Temmuz 1402)

Biliyormudunuz?      

“8 Nisan 1336’da Semerkant’ta doğan Timur doğduğu sırada Çağatay Hanlığı yıkılmak üzereydi.  Bu  doğrultuda çağataylar ve Moğollar arasındaki çatışmalara katılarak on yıllık mücadeleden sonra 9 Nisan 1370’de Mâverâünnehir’e hâkim olarak Semerkant’ta tahta oturdu.  Cihan hâkimiyeti anlayışı doğrultusunda tahta olduğu süreç esnasında İsfahan’dan Delhi’ye, Tebriz’den Sivas’a, Astarhan’dan Bağdat’a kadar toprakları hakimiyet altına alarak büyük bir İmparatorluk kurmuştur. Bu doğrultuda Anadolu ve Suriye’yi istilâ etmek üzere  1399’da batıya doğru  çıktığı son  seferde Azerbaycan’a gelmesi ile yurtlarını terkeden  Karakoyunlu Yusuf Bey ile Celâyirli Sultan Ahmed, Osmanlı Padişah’ı Bayezid’e sığınmışlardı.”

 İsmail Aka ’’Timur’’ Diyanet İslam Ansiklopedisi” Düzenlenmiştir.

Sebepleri

Yıldırım Bayezid: Anadolu beylikleri hâkimiyet altına alarak Türk siyasi birliğini sağladım, Niğbolu’da haçlı ittifakını bozguna uğratarak tüm İslam dünyasının saygınlığını kazandım. Sıradaki hedefim ise İstanbul’u fethederek merkezi bir imparatorluk oluşturmak. Bu düşüncemi engelleyecek kim varsa onunla savaşmaktan asla geri durmam.

Emir Timur: Sınırları Anadolu’dan Hindistan’a kadar olan cihan imparatorluğu kurmak istiyorum. Yıldırım Bayezid’in merkeziyetçi yapı kurma düşüncesi doğrultusunda topraklarını sınırıma kadar genişletmesi ise beni endişelendiriyor. Bu yüzden Çin’e yapacağım sefer öncesinde böylesine bir gücü arkamda bırakmak istemiyorum.

Savaşa Giden Süreç

Timur Celayir’i hükümdarı Sultan Ahmet ve Türkmen reisi Kara Yusuf teslimini teslimini ve Yıldırım Bayezid’in ise kendisine tabi olmasını istemiştir.  Bu teklife şiddetle karşı çıkan Yıldırım Bayezid Timur’a meydan okumuştur. Erzincan Emiri Muttaharte’nin Timur’un himayesine girmesi ve Anadolu Beyliklerinin Timur’a karşı Yıldırım’ı kışkırtması ise iki hükümdarın arasını tamamen açmıştır.

 

 

Anadolu seferine çıkan Timur Padişah Bayezid’i Tokat’ta karşılamak istese de bölgenin dağlık arazi olması sebebi ile Ankara’ya yönelmiş ve Yıldırım’ı burada beklemiştir. Yıldırım ordusu ile süratle harekete geçmiş 20 Temmuz 1402’de Çubuk ovasında iki güç karşı karşıya gelmiştir. Karatatarların ve Anadolu Beyliklerinin taraf değiştirmesi sonucu savaşı Timur kazanmıştır. Ağır bir yenilgi olan Osmanlı Devletinde Yıldırım Bayezid Timur tarafından ise esir alınmıştır.

Sonuçları

  • Anadolu Beylikleri Timur tarafından tekrardan kurulmuş Anadolu siyasi birliği bozulmuştur.
  • Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki ilerleyişi durmuştur.
  • Fethedilmesi an meselesi olan İstanbul’un fethi gecikmiş, Bizans’ın ömrü uzamıştır.
  • Şehzadeler arasında saltanat mücadeleleri başlamıştır.
  • Savaş sonrası Timur tarafından Anadolu’nun çeşitli yerleri işgal edilmiştir.
  • Timur tarafından esir edilen Yıldırım Bayezid kısa süre içinde vefat etmiştir. Ölümü ile ilgili kaynaklarda intihar ettiği veya ateşli humma hastalığı dolayısıyla öldüğü görüşleri yer almıştır.

⇒ Timur’un Beylikleri yeniden canlandırması ve Osmanlı topraklarını şehzadeler arasında paylaştırması Anadolu siyasi birliğine ve merkeziyetçi yapıya büyük bir darbe indirmiş, Osmanlı Devleti yok olmanın eşiğine gelerek Fetret Devrine girmiştir.


Fetret Devri (1402-1413)

Kardeşler arasında mücadelelerin geçtiği bu dönemde şehzadelerin durumu;

Emir Süleyman ⇒ Savaş sonrası Veziriazam Çandarlı Ali Paşa ile Bursa’ya gelerek hazine ve kız kardeşlerini alarak Edirne’ye gelmiştir.

İsa Çelebi ⇒ Bursa bölgesine egemen olmuştur.

Mehmed Çelebi ⇒ Amasya ve çevresine gelerek burada hâkimiyetini sürdürmüştür.

Musa Çelebi ⇒ Savaş sonrası Timur tarafından esir edilmiş, sonrasında serbest bırakılmış ve şehzadeler arasındaki saltanat mücadelesinde yer almıştır.

Mustafa Çelebi ⇒ Timur tarafından esir edilmiştir.

Ankara savaşından sonra Timur Anadolu beyliklerine tekrardan bağımsızlıklarını vermiş ve Osmanlı topraklarını da Yıldırım Bayezid’in oğulları arasında paylaştırmıştır. Bu durum şehzadeler arasında 11 yıl süren saltanat mücadelesine sebep olarak Yıldırım Bayezid’in Anadolu’da kurduğu merkezi yapıya büyük darbe indirmiştir.  Fetret devri olarak adlandırılan ve Osmanlı Devleti’ni yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya bırakan bu süreç, Çelebi Mehmed’in kardeşlerini bertaraf ederek tahta çıkması ile sona ermiştir.

⇒Osmanlı Devleti Fetret döneminde Anadolu’da isyanlar ile uğraşmış, topraklar kayıpları yaşamıştır.  Bizans, Venedik, Ceneviz, Sırp ve Bulgarlara da taviz vermek zorunda kalmıştır. Fakat Balkanlarda bu durumun aksi yaşanmış, herhangi bir isyan veya toprak kaybı olmamıştır. Bu durum bölgede izlenilen istimalet politikası ve iskân siyaseti ile doğrudan orantılıdır.


I.Mehmed (Çelebi)  Dönemi  (1413-1421)

Anadolu Siyasi Birliği Sağlama Faaliyetleri

Ankara savaşı bozulan siyasi birliği sağlama faaliyetleri çerçevesinde Anadolu Beylikleri üzerine çıkılan sefer ile birlikte Cüneyt Bey mağlup edilmiş ve Saruhanoğulları,  Aydınoğulları ve Menteşeoğulları hâkimiyet altına alınarak Batı Anadolu’da Osmanlı hâkimiyeti yeniden tesis edilmiştir.  Fetret dönemindeki karışıklıktan yararlanarak Bursa’yı işgal girişiminde bulunan Karamanoğlu üzerine yapılan sefer sonucu yapılan anlaşma ile Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir Osmanlı topraklarına katılmıştır.

  • Osmanlı Devletini yıkılmaktan kurtardığı gerekçesi ile devletin ikinci kurucusu olarak adlandırılmıştır.

Düzmece Mustafa İsyanı

Timur’un vefat etmesi sonucu oğlu Şahruh tarafından serbest bırakılan Şehzade Mustafa Bizans’ın desteğini alarak ayaklanmıştır. Ayaklanmanın bastırılmasıyla şehzade Bizans’a sığınmıştır.  Bu doğrultuda Bizans’la anlaşma yapılarak sağ olduğu müddetçe Mustafa Çelebi’yi hapiste tutma garantisi alınmış,  karşılığında ise her yıl 300.000 akçeyi Bizans’a verme taahhüdünde bulunmuştur

  • Şehzade Mustafa’nın Osmanlı kaynaklarında “Düzmece” olarak adlandırılmasının sebebi halkın kendisine inanmasını engellenmektir.

Şeyh Bedrettin İsyanı (1420)

Musa Çelebi döneminde Osmanlı kazaskeri olarak görev yapan Şeyh Bedrettin, Çelebi Mehmed tarafından görevden alınarak İznik’e sürgüne gönderilmesi üzerine İznik’ten Eflâk’a geçerek, burada İslam anlayışına uygun olmayan düşünceleri ile halkı etkilemeye çalışmıştır. Torlak Kemal, Börklüce Mustafa Paşa gibi adamların da Manisa ve İzmir’de ayaklanmalar çıkarması üzerine asi Serez’de yakalanıp idam edilmiştir.

  •   Dini ve sosyal içerikli ilk ayaklanmadır.

II.Murad  Dönemi (1421-151)

Düzmece Mustafa İsyanı (1422)

II. Murad tahta çıktığında ilk olarak amcası Mustafa isyanı ile uğraşmak zorunda kalmıştır. Daha önce yapılan anlaşmaya uymayan Bizans, Çelebi Mehmed’in vefatı üzerine Şehzade Mustafa’ya asker vererek kendisini serbest bırakmıştır. Cüneyt Bey’in de desteğini alan şehzade, Osmanlı Devleti’ne karşı tekrardan isyan etse de isyan bastırılmış ve şehzade yakalanarak idam edilmiştir.

İstanbul’un Kuşatılması

Şehzade Mustafa isyanını bastıran II. Murad, bu isyanda rolü olduğu sebebiyle Bizans üzerine sefere çıkmış ve İstanbul’u kuşatmıştır. Kuşatma sırasında padişahın kardeşi Şehzade Mustafa’nın isyan etmesi üzerine kuşatmayı kaldırmak zorunda kalmıştır.

  •  İstanbul ilk kez donanma ile kuşatılmıştır. 

Şehzade Mustafa İsyanı

Bizans, İstanbul kuşatmasında dikkati başka yöne çekmek amacı ile II. Murad’ın kardeşi Hamidili Sancak Beyi Mustafa’yı isyana teşvik etmiş, Karaman ve Germiyanoğluları da desteği ile bu doğrultuda harekete geçen şehzade, İznik’i ele geçirerek isyan etmiştir. Osmanlı kuvvetleri tarafından bastırılan isyan ile şehzade öldürülmüştür.

Edirne Segedin Antlaşması

Türklerin Balkanlardaki ilerleyişini engellemek amacıyla harekete geçen haçlıların ilerleyişi Osmanlı kuvvetleri tarafından güçlükle engellenmiş, Karamanoğlu tehlikesi sebebiyle Macarlar ile Edirne Segedin antlaşması yapılmıştır. Antlaşma ile Tuna nehri sınır kabul edilmiş, On yıl boyunca devletlerin birbirleri ile savaşmaması konusunda uzlaşılmıştır. Her iki devletin hükümdarı antlaşmanın bozulmayacağına dair kutsal kitapları üzerine yemin etmiştir.

  • Balkan devletleri ile imzalanan ilk antlaşmadır.

Padişahın Tahtan Feragat Etmesi (1444)

2.Murad, Balkanlarda durumu kontrolü altına aldıktan sonra haçlılar ile ortak hareket eden Karamanoğulları üzerine sefere çıkmış ve karşılıklı barış antlaşması yapılmıştır. Batı ve Doğudaki sınırlarını güvence altına aldığına inanan 2. Murad tahtı 12 yaşındaki oğlu II. Mehmet’e bırakarak Bursa’ya inzivaya çekilmiştir. 2. Murad’ın tahtan feragat etmesinde

  • Şehzade Alâeddin’in ölmesi, Kapıkulu ve Türk Beyleri arasındaki mücadelenin kendisini yorması etkili olmuştur.

Varna Savaşı (10 Kasım 1444)

II.Mehmet’in padişah olmasını fırsat olarak gören haçlılar oluşturdukları ittifakla saldırıya geçerek Tuna’yı aşarak Varna önlerine gelmiştir. Bu durum üzerine II. Murad’ın tekrardan tahta çağırılması kararı alınmıştır. Davet üzerine harekete geçen II. Murad süratle Edirne’ye gelmiş, II. Mehmet’i Edirne’nin muhafazası için bıraktıktan sonra Varna önlerinde Haçlıları yapılan savaşta bozguna uğratmıştır. Zaferle birlikte Osmanlı Devleti, Balkanlardaki hâkimiyetini arttırarak devam etmiştir. Varna zaferinden sonra II. Murad bir müddet Edirne’de kaldıktan sonra Manisa’ya çekilmiştir.

  • 2. Murad Edirne’ye geldiğinde oğlunun saltanatına gölge düşürmemek için otağını şehir dışında kurdurmuştur.

Buçuktepe İsyanı 1446

Varna zaferinde sonra padişahlığına devam eden 2. Mehmed’in küçük yaşta olması ve tecrübesizliği sebebi devlet yönetiminde tam olarak söz sahibi olamamıştır.   Bu doğrultuda II. Murad’ın tekrardan tahta çıkmasını isteyen Veziriazam Çandarlı Halil Paşanın tertibi ile Edirne’de yeniçeri isyanı çıkarılmıştır.  2. Murad Edirne’ye gelerek ikinci defa tahta çıkmıştır. 2. Mehmed ise Zağanos ve Şahabettin Paşalar ile birlikte Manisa sancağına gönderilmiştir.

  •  Osmanlı Devletinde çıkan  ilk askeri isyandır.

 II.Kosova Savaşı (17 Ekim 1448)

Macar Kralı Hunyadi Yanoş’un Varna mağlubiyetinin intikamını alarak Türkleri Balkanlardan kesin olarak atmak üzere oluşturdukları haçlı birliği ile Osmanlı topraklarına saldırmıştır. Osmanlı kuvvetleri ile Haçlı birlikleri ikinci kez Kosova’da karşı karşıya gelmiş, üç gün süren savaş Osmanlı kuvvetlerinin mutlak zaferi ile neticelenmiştir.  Zafer ile birlikte Balkanlarda Türk egemenliği kesinleşmiş, ilerleyen süreçte tekrardan bir haçlı ittifakının oluşmasının önüne geçilmiştir.

  • Zafer ile birlikte 1683 Viyana kuşatmasına kadar Avrupa savunmaya Osmanlı Devleti ise hücuma geçmiştir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan yazıların/içeriklerin tüm hakları “tarihbilgini.com” aittir.  Kaynak gösterilmeden  yazının/içeriğin tamamı yada bir kısmı kullanılamaz.

Daha Fazla Göster
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.